Nasıl Dua Edilir?
İslamic Source
2026-10-16
Es Selamun Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh
Bismillah.
Güzel kardeşlerim, daha önce sizlerle Kur'an ve Hadislerden Sahih Duaları paylaşmıştık.
Bu yazımızda ise nasıl dua edilmesi gerektiğini ele almaya çalışacağız inşaALLAH.
Dua, kulun ALLAH ile kurduğu en derin bağlardan birine sahip bir ibadettir.
İnsan muhtaç bir varlıktır.
Kendi ihtiyaçlarını kendisi göremez.
İnsanın fiziksel olduğu gibi ruhsal ihtiyaçları da vardır.
Ayrıca insan aklen, naklen ve yaratılış olarak kendisini ve tüm evreni yoktan var eden, mükemmel bir Yaratıcı'dan da haberdardır.
İşte dua, bizlerin Rabbimiz ile olan iletişimimizdir.
Dua yalnıza kulun Rabbinden istekte bulunması değildir.
Dua, kulun Rabbi ile iletişim kurmasıdır.
Dua, kulun Rabbine yönelmesidir.
Dua, kulun kendi acziyetini ve O'nun yüceliğini kabul etmesidir.
Dua, Müminin silahıdır.
Dua, Müminin sığınağıdır.
Dua, Müminin gücüdür.
Dua, Müminin Rabbi ile olan direkt bağıdır.
Yüce ALLAH(c.c.) bizlerden uzak değildir.
Rabbimiz'e dua etmek, bağışlanma dilemek, şükretmek ya da istekte bulunmak için aracılara ihtiyacımız yoktur.
Yüce ALLAH(c.c.) Kur'an'da şöyle buyurmaktadır:
"Bana dua edin, size cevap vereyim." (Mü'min 40/60)
"Kullarım sana Beni sorduklarında, şüphesiz Ben çok yakınım. Bana dua edenin duasına icabet ederim." (Bakara 2/186)
Tüm diğer ibadetler gibi dua ibadeti de yalnızca ALLAH(c.c.)'ya yapılır.
Ve yine tüm diğer ibadetler gibi dua ibadetinin de en güzel nasıl yapılacağını Peygamber Efendimiz(s.a.v.)'den öğrenmekteyiz.
Duanın kabulü ve sıhhati için yapabileceğimiz pek çok şey bulunmaktadır.
Aynı şekilde dua ederken kaçınmamız gereken şeyler de vardır.
Gelin bunlara bir göz atalım.
Duaya Hazırlık
Dua etmeden önce duanın kabulü için yapabileceğimiz çeşitli davranışlar ve hazırlıklar bulunmaktadır.Helal Rızık ve Haramlardan Sakınmak
Duamızın kabulü için yapabileceğimiz ilk adım hiç şüphesiz yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz, kısaca rızıklandığımız şeylerin helal olmasına dikkat etmektir. Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah(s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah Teâlâ temizdir ve ancak temiz olanı kabul eder. Allah, peygamberlere emrettiği şeyleri müminlere de emretmiştir: “Ey peygamberler! Temiz ve helâl olan şeylerden yiyin ve salih amel işleyin.” Ayrıca: “Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin.” buyurmuştur. Sonra Resûlullah ﷺ, uzun bir yolculuk yapan, saçı başı dağınık ve toz içinde kalmış bir adamdan söz etti. Adam ellerini gökyüzüne kaldırarak “Ey Rabbim! Ey Rabbim!” diye dua ediyor. Fakat yediği haram, içtiği haram, giydiği haram ve haramla beslenmiş. Böyle birinin duası nasıl kabul edilsin?" (Sahihi Müsli 1015)Bu hadisten de anlaşılacağı üzere duanın kabulü için helal rızıklardan yararlanmalı ve haramlardan uzak durulmalıdır.
Duadan Önce Hayır İşlemek
Peygamberlerin hepsi bizler için örnektir. Hz. Musa(a.s.) Mısır'dan kaçmak zorunda kaldığı zaman tek başınaydı, kimsesi ve hiçbir şeyi yoktu. Daha sonra Medyen tarafına vardığı zaman bir kuyunun başında insanların hayvanlarını suladığını gördü. Orada iki genç kızın, erkeklerin arasında beklediğini fark etti. Onların hayvanlarını sulamalarına yardım etti. Ve bundan sonra gölgeye çekili Yüce ALLAH(c.c.)'ya şu şekilde dua etti:“Rabbim! Bana indireceğin her hayra muhtacım.” (Kasas, 28/24)
Mısır'dan kaçmadan önce değil, kaçtıktan sonra değil, yolculukta değil, Medyen'e varınca değil, iki genç kıza yardım ettikten sonra Rabbine dua etti. Bu durumun bir benzer örneğini ise sahih bir hadiste görmekteyiz:
İbn Ömer r.a.'in naklettiğine göre Rasulullah(s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Sizden önceki kavimlerden üç kişi yolculuğa çıkmış gidiyorlarken barınmak için bir mağaraya sığındılar. O anda dağdan bir kaya yuvarlanıp düştü ve mağaranın ağzını tıkadı. İçlerinden biri, "Bu kayadan, ancak yaptığınız en faziletli ameller ile Allah'a dua etmeniz halinde kurtulabilirsiniz" dedi. Birincisi, 'Ey Allah'ım' Benim yaşlı annem - babam vardı. Onların akşam sütünü içirmeden önce ne aileme ne de mallarıma bakardım. Bir işle uğraşırken bir gece biraz geç kalmıştım. Süt'ü sağıp götürdüm fakat eve vardığımda annem - babam uyumuşlardı. Annem - babamdan önce ne aileme ne de mallarıma öncelik vermeyi hoş karşılamazdım. Süt bardağı elimde olduğu halde güneş doğana kadar onların uyanmasını bekledim. En sonunda uyandılar ve sütlerini içtiler. "Allah'ım' Eğer bunu senin rızan için yaptıysam, içinde bulunduğumuz haldeki kayadan bize bir çıkış yolu ver" diye dua etti. Kapı biraz açıldı. Fakat çıkamadılar. İkincisi, "Allah'ım! Benim, herkesten çok sevdiğim bir amca kızım vardı. Onu arzuladım fakat o benden kaçındı. Aradan yıllar geçmişti. Bir gün bana geldi, ben de ona, kendisini bana teslim etmesi şartıyla 120 dinar verdim. O da bu şartımı yerine getirdi. Tam üzerine çıktığım sırada bana, "Hak yol oları (nikah bağı) bulunmadan kızlığımı bozarsan sana hakkımı helal etmem" dedi. Ben de bırakıp gittim. Oysa insanlar içinde en sevdiğim kişi o kızdı. Verdiğim altınları da ona bağışladım. "Allah'ım! Eğer bunu senin rızan için yaptıysam, içinde bulunduğumuz haldeki kayadan bize bir çıkış yolu ver" diye dua etti. Kapı biraz daha açıldı. Fakat çıkamadılar. Üçüncüsü, "AI/ah'ım' Ben bir grup işçi tutup ücretlerini vermiştim. Fakat bir işçi, ücretini almadan çekip gitti. Ben de onun ücretini kendi malımdan ayrı tutup çalıştırdım, bu ücretten elde edilen karlar çok mala dönüştü, adamın çok malı oldu. Bir süre sonra çıktı geldi ve bana "Ey Allah'ın kulu! bana ücretimi ver dedi. Ben de şu gördüğün develer, sığırlar, koyunlar ve köleler hepsi senindir, deyince adam bana: "Benimle alay etme" dedi. Ben de, "Hayır, alay etmiyorum" dedim. Bunun üzerine adam malların hepsini alıp hiçbir şey bırakmadan sürüp gitti. "Allah'ım! Eğer bunu senin rızan için yaptıysam, içinde bulunduğumuz haldeki kayadan bize bir çıkış yolu ver" diye dua etti. Bunun üzerine kaya parçalandı ve yürüyerek çıkıp gittiler." (Sahih Buhârî 2272)
İlk örnekte dua etmeden önce hayır işlemenin güzel ve Musa(a.s.)'ın da yaptığı bir davranış olduğunu, ikinci örnekte ise salih ameller ile ALLAH'tan istekte bulunulabileceğini öğrenmiş olduk.
Namaz Kılmak
Kur'an'ı Kerim'de Yüce ALLAH(c.c.) şöyle buyurmaktadır:"Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerin yanındadır." (Bakara 2/153)
Ve yine bir Hadis'i Şefir'te Hz. Muhammed(s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:
"Bir kul günah işler, sonra güzelce abdest alır, kalkıp iki rekât namaz kılar ve Allah'tan bağışlanma dilerse, Allah onu mutlaka bağışlar." buyurmuştur. (Ebû Dâvûd, Vitr, 23; Tirmizî, Salât, 181)
Bu ayet ve hadisten görebileceğimiz üzere Yüce ALLAH'tan istektekte bulunmadan önce namaz kılmak öneml bir uygulamadır.
Kıbleye Yönelmek ve Elleri Kaldırmak
Aşağıdaki yağmur duası hadisinde de görüleceği üzere dua edilirken kıbleye dönmek ve elleri kaldırmak Peygamber Efendimiz(s.a.v.)'in yaptığı bir uygulamadır."Abdullah b. Zeyd’den rivayet edildiğine göre: “Nebî (s.a.v.) musallaya çıktı ve yağmur duası yaptı. Kıbleye yöneldi, ridâsını (üstündeki örtüyü) çevirdi ve iki rekât namaz kıldı." (Sahih Buhârî 1012)
Duanın Vakti
Dua için yapılabilecek hazırlaklardan belki de en önemlisi doğru zaman seçimidir. İslam'da bazı vakitler dua için özel önem taşımaktadır.Namaz
Namaz, kulun Rabbine yöneldiği ve O'nunla konuştuğu bir ibadettir. Namazda dua etmek hadiste belirtildiği üzere tavsiye edilmiştir:Abdullah b. Mesud(r.a.) şöyle anlatıyor:
“Resûlullah(s.a.v.)'ın arkasında namaz kılarken, ‘Allah'a selam olsun, falancaya selam olsun’ derdik. Bir gün Resûlullah(s.a.v.) bize şöyle buyurdu:
‘Şüphesiz Allah es-Selâm'dır. Sizden biri namazda oturduğu zaman şöyle desin:
‘Bütün tahiyyatlar, salâtlar ve güzel sözler Allah'a mahsustur. Ey Nebî! Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketleri senin üzerine olsun. Selâm bizim ve Allah'ın salih kullarının üzerine olsun.’
Bunu söylediğinde, gökte ve yerde bulunan Allah'ın bütün salih kullarına ulaşmış olur.
‘Şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur. Yine şahitlik ederim ki Muhammed O'nun kulu ve Resûlüdür.’
Sonra dilediği duayı seçsin ve dua etsin.’” (Sahihi Müslim 402a)
Secde
Secde, kulun tüm benliği ile Rabbine yöneldiği, O'nun huzurunda kendi acizliği ve O'nun yüceliğini kabul ettiği ve bunu en net biçimde ifade ettiği çok özel bir andır ve Peygamber Efendimiz(s.a.v.) secdede dua edilmesini bizlere öğütlemiştir:Ebû Hüreyre'den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Kulun Rabbine en yakın olduğu hâl, secdede bulunduğu hâlidir. Öyleyse secdede duayı çoğaltın.” (Sahihi Müslim 482)
Gecenin Son Üçte Biri
Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah(s.a.v.) şöyle buyurdu:“Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ, her gece gecenin son üçte biri kaldığında dünya semasına iner ve şöyle buyurur:
‘Bana dua eden kim var ki duasına icabet edeyim? Bana isteyen kim var ki ona vereyim? Benden bağışlanma dileyen kim var ki onu bağışlayayım?’” (Sahih Buhârî 1145)
Cuma Günü
Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Resûlullah(s.a.v.) şöyle buyurdu:“Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, Müslüman bir kul o saate denk gelip namaz kılarak Allah'tan bir şey isterse, Allah mutlaka ona istediğini verir.” (Sahih Müslim 852)
Ezan ile Kamet Arası
Enes b. Mâlik’ten rivayet edildiğine göre Resûlullah(s.a.v.) şöyle buyurdu:"Ezan ile kamet arasında yapılan dua reddedilmez." (Câmiu't-Tirmizî, 3595)
Yağmur Yağarken
Sehl b. Sa‘d (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:Resûlullah(s.a.v.) buyurdu ki:
“İki dua vardır ki geri çevrilmez veya çok az geri çevrilir: Ezan sırasında yapılan dua ve insanların birbirleriyle çarpıştığı savaş esnasında yapılan dua.”
Mûsâ şöyle demiştir: Rizk b. Saîd b. Abdurrahman, Ebû Hâzim'den, o da Sehl b. Sa‘d'dan, Hz. Peygamber(s.a.v)'in şöyle buyurduğunu rivayet etti:
“Bir de yağmur yağdığı vakit.” (Ebû Dâvûd 2540)
Savaş Sırasında
Sehl b. Sa‘d (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:Resûlullah(s.a.v.) buyurdu ki:
“İki dua vardır ki geri çevrilmez veya çok az geri çevrilir: Ezan sırasında yapılan dua ve insanların birbirleriyle çarpıştığı savaş esnasında yapılan dua.”
Mûsâ şöyle demiştir: Rizk b. Saîd b. Abdurrahman, Ebû Hâzim'den, o da Sehl b. Sa‘d'dan, Hz. Peygamber(s.a.v)'in şöyle buyurduğunu rivayet etti:
“Bir de yağmur yağdığı vakit.” (Ebû Dâvûd 2540)
Kadir Gecesi
“Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır.” (Kadr, 97/3)Âişe (r.a.) dedi ki: “Ey Allah’ın Resûlü! Kadir gecesinin hangi gece olduğunu bilirsem, o gece ne söyleyeyim?”
Resûlullah(s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Şöyle de:
‘Allah’ım! Şüphesiz Sen çok affedicisin, kerîmsin; affetmeyi seversin, beni de affet.’” (Câmiu't-Tirmizî 3513)
Oruç Hali
Ebû Hüreyre'den rivayet edildiğine göre Resûlullah(s.a.v.) şöyle buyurdu:“Üç kişinin duası geri çevrilmez: Adaletli yöneticinin duası, oruçlunun iftar edinceye kadar yaptığı dua ve mazlumun duası. Allah, mazlumun duasını kıyamet günü bulutların üzerine yükseltir ve onun için göklerin kapıları açılır. Allah şöyle buyurur: ‘İzzetim hakkı için, bir süre sonra bile olsa mutlaka sana yardım edeceğim.’” (Sünen İbn Mâce 1752)
Mazlumiyet
Ebû Hüreyre'den rivayet edildiğine göre Resûlullah(s.a.v.) şöyle buyurdu:“Üç kişinin duası geri çevrilmez: Adaletli yöneticinin duası, oruçlunun iftar edinceye kadar yaptığı dua ve mazlumun duası. Allah, mazlumun duasını kıyamet günü bulutların üzerine yükseltir ve onun için göklerin kapıları açılır. Allah şöyle buyurur: ‘İzzetim hakkı için, bir süre sonra bile olsa mutlaka sana yardım edeceğim.’” (Sünen İbn Mâce 1752)
Yolculuk Sırası
Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor:Resûlullah(s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Üç dua vardır ki bunların kabul edileceğinde hiçbir şüphe yoktur: Babanın duası, yolcunun duası ve mazlumun duası.” (Ebû Dâvûd 1536)
Anne-Baba
Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor:Resûlullah(s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Üç dua vardır ki bunların kabul edileceğinde hiçbir şüphe yoktur: Babanın duası, yolcunun duası ve mazlumun duası.” (Ebû Dâvûd 1536)
Mümin'in Mümin'e Duası
Ebû'd-Derdâ(r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah(s.a.v.) şöyle buyurmuştur:“Bir Müslüman, din kardeşinin gıyabında ona dua ederse, görevli melek: ‘Âmin, sana da onun bir benzeri olsun’ der.” (Sahih Müslim 2732)
Duanın Sırası
Dua ederken izlenicek olan sıra oldukça önem taşımaktadır. Peygamber Efendimiz(s.a.v.) bu hususta şöyle buyurmaktadır:Fedâle b. Ubeyd (r.a.) şöyle anlatmıştır:
Resûlullah(s.a.v.), namazında dua eden bir adamın Allah Teâlâ’ya hamd ve senâ etmediğini ve Peygamber’e salât getirmediğini işitti. Bunun üzerine:
“Bu adam acele etti.” buyurdu.
Sonra o adamı çağırdı ve ona veya başka birine şöyle buyurdu:
“Sizden biri namaz kıldığı zaman önce yüce ve aziz olan Rabbine hamd ve senâ ile başlasın. Sonra Peygamber’e salât etsin. Bundan sonra dilediği şekilde dua etsin.” (Ebû Dâvûd 1481)
Bu hadiste dua ederken izlememiz gereken sıra açıkça belirtilmektedir:
- Duaya Rabbimize hamd ederek başlamalı,
- Ardından Peygamber Efendimiz(s.a.v.)'e salat getirmeli,
- Ve bundan sonra duamıza geçmeliyiz.
Ek olarak duamıza geçmeden önce günahlarımızı itiraf edip istiğfarda bulunmak da güzel bir davranış olacaktır. Kur'an'da ve Sünnet'te tevbe etmenin önemi pek çok kez vurgulanmaktadır.
Bundan sonra ise Yüce ALLAH'tan isteyebileceğimiz en önemli şey olan hidayet ve doğru yol üzere olmayı isteyebiliriz.
Dua Anında
Dua ederken yapmamız ve kaçınmamız gereken durumlar vardır.Kısık Ses
Yüce ALLAH(c.c.) Kur'an'da şöyle buyuruyor:“Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez.” (A'râf 7/55)
Başka ayetlerde de Rabbimizin namazda sesi çok yükseltmekten de çok alçaltaktan da men ettiğini görmekteyiz.
ALLAH'ın İsimleri ile Dua
Yüce ALLAH(c.c.) Kur'an'da şöyle buyuruyor:“En güzel isimler Allah'ındır. O hâlde O'na o güzel isimlerle dua edin.” (A'râf 7/180)
Mesela şifa isterken "Eş-Şâfî", hidayet isterken "El-Hâdî", bağışlanma isterken "El-Gafûr" isimleri ile dua edebiliriz.
Sahih Dualar
Bazen ne isteyeceğimizi bilemeyebiliyor ya da doğru ifade edemiyebiliyoruz. Bu sebeple Peygamberlerin ve salihlerin duaları ile ALLAH'tan istemek çok daha güzel dua etmemize yardımcı olacaktır. Kur'an ve Hadislerden Sahih Dualar yazımızda bu dualardan bazılarını bulabilirsiniz.Karalılık
Dua ederken "inşaALLAH" ya da "Rabbim eğer dilersen" gibi kararsız ifadelerden kaçınılmalı, duada kararlı ve istekli olunmalıdır:Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre Resûlullah(s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Sizden hiç kimse, ‘Allah’ım, eğer dilersen beni bağışla; eğer dilersen bana merhamet et; eğer dilersen bana rızık ver’ demesin. İstediğini kesin ve kararlı bir şekilde istesin. Şüphesiz O, dilediğini yapar; O’nu zorlayacak hiç kimse yoktur.” (Sahihi Buhârî 7477)
Hayırlısını İstemek
Ancak dua ederken kişi istediği şeyin kendisi için hayır mı şer mi olacağını bilemeyeceği için Rabbinden hayırlısını isteyebilir ve istemelidir:Câbir(r.a.) şöyle anlatır:
“Resûlullah(s.a.v), Kur’an’dan bir sûreyi öğretir gibi, bütün işlerde bize istihâreyi öğretirdi. Şöyle buyururdu:
‘Sizden biri bir işe niyet ettiği zaman farz olmayan iki rekât namaz kılsın. Sonra şöyle desin:
**Allah’ım! İlminle Senden hayırlısını isterim. Kudretinle Senden güç isterim. Büyük lütfundan isterim. Çünkü Sen kadirsin, ben kadir değilim; Sen bilirsin, ben bilmem. Sen gaybları hakkıyla bilensin.
Allah’ım! Eğer bu işin benim dinim, geçimim ve işimin sonucu bakımından — yahut şimdiki ve sonraki durumum bakımından — benim için hayırlı olduğunu biliyorsan, onu benim için takdir et.
Eğer bu işin benim dinim, geçimim ve işimin sonucu bakımından — yahut şimdiki ve sonraki durumum bakımından — benim için şerli olduğunu biliyorsan, onu benden uzaklaştır, beni de ondan uzaklaştır. Nerede olursa olsun hayrı benim için takdir et ve sonra beni ona razı kıl.’” (Sahihi Buhârî 6382)
Denge
Duada istekte bulunurken yalnızca dünyayı değil, Ahireti de istemek gerekir. Bunun en güzel örneğini Yüce ALLAH(c.c.) bizlere Kur'an'da şu ayet ile gösteriyor:"Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru." (Bakara 2/201)
Büyük Küçük Her Şeyi İstemek
ALLAH(c.c.) her şeye kadirdi. O ki, cümle alemi yoktan var etmiştir. En büyük yıldızdan en küçük zerreye kadar her şeyi O yaratmış, ve yine O gözetmektedir. O'nun dilemesi olmadan hiçbir şey olmadığı gibi, O'nun dilediğinin dışında da hiçbir şey olmaz. Bu sebeple büyük-küçük, maddi-manevi, aklımıza gelebilecek her şeyi O'ndan isteyebiliriz ve istemeliyiz. Öyle ki sahabelerden(r.a.) bazısı düşen eşyasını dahi başkasından istemezmiş."O, göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. Bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece 'Ol!' der, o da hemen oluverir." (Bakara 2/117)
Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor: Resûlullah(s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Kim Allah’a ve O’nun Resûlü’ne iman eder, namazı dosdoğru kılar ve Ramazan orucunu tutarsa, Allah’ın onu cennete koyması hak olur; ister Allah yolunda cihad etmiş olsun, ister doğduğu topraklarda kalmış olsun.”
Sahâbîler: “Yâ Resûlallah! İnsanlara bu müjdeyi vermeyelim mi?” dediler.
Resûlullah(s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Şüphesiz cennette Allah’ın, kendi yolunda cihad edenler için hazırladığı yüz derece vardır. Her iki derece arasındaki mesafe gökle yer arasındaki mesafe gibidir. Allah’tan istediğiniz zaman O’ndan Firdevs’i isteyin. Çünkü Firdevs cennetin ortası ve cennetin en yüksek kısmıdır. Onun üzerinde Rahmân’ın Arşı bulunduğunu düşünüyorum; cennet nehirleri de oradan kaynaklanır.” (Sahih Buhârî 2790)
Avf b. Mâlik el-Eşcaî (r.a.) şöyle anlatır:
“Biz Resûlullah(s.a.v.)’ın yanında dokuz, sekiz veya yedi kişi idik. Resûlullah(s.a.v.):
‘Allah’ın Resûlüne biat etmiyor musunuz?’ buyurdu.
Biz, daha kısa süre önce biat etmiş olduğumuz için:
‘Ey Allah’ın Resûlü! Sana zaten biat ettik.’ dedik.
Sonra tekrar: ‘Allah’ın Resûlüne biat etmiyor musunuz?’ buyurdu.
Biz yine: ‘Ey Allah’ın Resûlü! Sana zaten biat ettik.’ dedik.
Sonra tekrar: ‘Allah’ın Resûlüne biat etmiyor musunuz?’ buyurdu.
Bunun üzerine ellerimizi uzattık ve:
‘Ey Allah’ın Resûlü! Sana biat ettik. Peki, ne üzerine biat edelim?’ dedik.
O şöyle buyurdu:
‘Allah’a kulluk etmeniz, O’na hiçbir şeyi ortak koşmamanız, beş vakit namazı kılmanız ve itaat etmeniz üzerine.’
Sonra bize alçak sesle bir söz söyledi:
‘İnsanlardan hiçbir şey istememeniz üzerine.’
Avf (r.a.) der ki:
“O topluluktan bazılarını gördüm; birinin kamçısı yere düşerdi de onu kendisine vermesi için hiç kimseden istemezdi.” (Sahihi Müslim 1043)
Enes (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah(s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Sizden biri bütün ihtiyaçlarını Rabbinden istesin; hatta ayakkabısının bağı koptuğunda onu bile O'ndan istesin.” (Tirmizî 3604) (Garib fakat manen sahih)
Zoraki ve Kafiyeli İfadelerden Sakınmak
İbn Abbas (r.a.) şöyle demiştir:“İnsanlara haftada bir defa hadis/öğüt anlat. Eğer bunu yeterli görmezsen iki defa; daha fazla yapmak istersen üç defa yap. İnsanları bu Kur’an'dan bıktırma.
Bir topluluğun kendi aralarında konuştuğunu görürsen, onların konuşmasını kesip araya girerek onlara vaaz etme; böyle yaparsan onları usandırırsın. Fakat sus ve dinle. Seni çağırıp senden konuşmanı istediklerinde, onların bunu arzu ettikleri zamanda onlara konuş.
Dualarda secîden (kafiyeli, zoraki ve sanatlı ifadeler kullanmaktan) sakın. Çünkü ben Resûlullah(s.a.v.)'ı ve ashâbını böyle yapmaktan sakınırken gördüm.” (Sahih Buhârî 6337)
Amin ile Bitirmek
Duadan sonra amin demek sahih bir uygulamadır.Câbir b. Abdullah (r.a.) şöyle anlatıyor:
“Nebî(s.a.v.) minbere çıktı. Birinci basamağa çıktığında ‘Âmin’, ikinci basamağa çıktığında ‘Âmin’, üçüncü basamağa çıktığında yine ‘Âmin’ dedi.
Bunun üzerine sahâbîler:
‘Ey Allah’ın Resûlü! Seni üç defa Âmin derken duyduk’ dediler.
Resûlullah(s.a.v.) şöyle buyurdu:
‘Birinci basamağa çıktığımda Cebrâil bana geldi ve:
“Ramazan’a ulaştığı hâlde Ramazan geçip de bağışlanmamış olan kul perişan olsun!” dedi. Ben de “Âmin” dedim.
Sonra: “Anne-babasına veya onlardan birine yetiştiği hâlde onların vesilesiyle cennete giremeyen kul perişan olsun!” dedi. Ben de “Âmin” dedim.
Sonra: “Sen onun yanında anıldığın hâlde sana salât etmeyen kul perişan olsun!” dedi. Ben de “Âmin” dedim.’” (Edebül Müfred 644)
Buna ek olarak namazda imamın amin dediği ve cemaatin de demesi gerektiği ile ilgili de sahih rivayetler mevcuttur.
Tüm bunlara ek olarak duayı arapça etmek zorunlu değildir, kişi dilediği dilde dua edebilir. Duanın uzun olması da gerekmemektedir. Rasulullah(s.a.v.)'in çok uzun dualar ettiğini de çok kısa dualar ettiğini de görmekteyiz.
Duadan Sonra
Dua ettikten sonra kula düşen duasında ısrarcı olmak, sabırsızlık göstermemek, acele etmemek, Rabbi hakkında hüsnü zan beslemek ve tevekkül etmektir. Yüce ALLAH Müslüman kulunun duasına mutlaka icabet edecektir. Ek olarak kişi sadece dua edip kenara çekilmemeli ve duanın gerçekleşmesi için amellerde bulunmalıdır. Çünkü bu dünyada Yüce ALLAH(c.c.) sonuçları sebelere bağlamıştır. Kur'an'ı Kerim'de de görebileceğimiz üzere Yüce ALLAH Musa(a.s.) için denizi yarmadan önce asasını vurmasını, Nuh(a.s.)'ı tufandan kurtarmadan önce gemi yapmasını ve buna benzer daha pek çok Peygambere ait örnek olay olduğunu görebiliriz. Bu sebeple kula düşen dua etmek, Rabbine güvenmek ve mücadele etmektir. Gayret bizden, takdir ALLAH'tandır.Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki dualarımızın karşılığı her zaman beklediğimiz şekilde olmayabilir. Örneğin bir kişi cesaret istediğinde Yüce ALLAH o kişiye doğrudan cesaret vermek yerine cesaret gösterebileceği fırsatlar verebilir. Ya da bir korkusunu yenmek isteyen kişiye o korku ile yüzleşebileceği fırsatlar sunabilir. Çünkü daha önce de dediğimiz gibi Yüce ALLAH(c.c.) sonuçları sebelere bağlamıştır ve bu durumun Peygamberler için dahi geçerli olduğunu görebilmekteyiz. Yüce ALLAH çok merhametlidir ve kimseye kaldıramayacağı yük yüklemediği gibi kullarına da yakındır.
Ebû Saîd el-Hudrî(r.a.)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah(s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Günah veya sıla-i rahmi kesme (akrabalık bağlarını koparma) içermeyen bir dua ile Allah’a dua eden hiçbir Müslüman yoktur ki, Allah ona bu duası sebebiyle üç şeyden birini vermesin: Ya duasını kendisi için çabucak gerçekleştirir, ya onu kendisi için ahirette saklar, ya da duası miktarınca bir kötülüğü ondan uzaklaştırır.”
Sahâbîler(r.a.): “Öyleyse daha çok dua edelim” dediler.
Resûlullah(s.a.v.): “Allah’ın vereceği daha çoktur.” buyurdu. (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 11133)
"İddet müddetlerini doldurduklarında onları ya meşru ölçüler içerisinde (nikâhınız altında) tutun veya onlardan meşru ölçülere göre ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahit tutun. Şahitliği Allah için yapın. İşte bu, Allah'a ve ahiret gününe inananlara verilen öğüttür. Kim Allah'tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder. Ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur." (Talâk 65/2-3)
"“Evlatlarım! Haydi gidin! Yûsuf ve kardeşini arayıp bulmaya çalışın. Sakın Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirlerden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez” dedi." (Yusuf 12/87)
Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet ediyor. Resûlullah(s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Sizden birinin duası, acele etmediği sürece kabul edilir. O, ‘Dua ettim de duam kabul edilmedi’ demediği müddetçe (duası kabul edilir).” (Sahîh Müslim 2735a)
“Kul, günah veya akrabalık bağlarını koparma yönünde dua etmediği ve acele etmediği sürece duası kabul edilmeye devam eder.”
Sahâbîler, “Ey Allah'ın Resûlü, acele etmek ne demektir?” diye sordular.
Buyurdu ki:
“‘Dua ettim, yine dua ettim ama duamın kabul edildiğini görmedim’ demesi; bunun üzerine usanıp duayı terk etmesidir.” (Sahîh Müslim 2735c)
Bunlara ek olarak duanın yalnızca sıkıntı anında yapılmaması gerekir. Aksine rahatlıktayken de kişi verdiği nimetler için şükretmek adına Rabbine dua edebilir.
Duanın Kabulüne Engel Durumlar
Günah İstemek
“Kul, günah veya akrabalık bağlarını koparma yönünde dua etmediği ve acele etmediği sürece duası kabul edilmeye devam eder.”Sahâbîler, “Ey Allah'ın Resûlü, acele etmek ne demektir?” diye sordular.
Buyurdu ki:
“‘Dua ettim, yine dua ettim ama duamın kabul edildiğini görmedim’ demesi; bunun üzerine usanıp duayı terk etmesidir.” (Sahîh Müslim 2735c)
Akrabalık Bağlarını Koparmayı İstemek
“Kul, günah veya akrabalık bağlarını koparma yönünde dua etmediği ve acele etmediği sürece duası kabul edilmeye devam eder.”Sahâbîler, “Ey Allah'ın Resûlü, acele etmek ne demektir?” diye sordular.
Buyurdu ki:
“‘Dua ettim, yine dua ettim ama duamın kabul edildiğini görmedim’ demesi; bunun üzerine usanıp duayı terk etmesidir.” (Sahîh Müslim 2735c)
Haram Rızık
Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre Rasulullah(s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Allah Teâlâ temizdir ve ancak temiz olanı kabul eder. Allah, peygamberlere emrettiği şeyleri müminlere de emretmiştir: “Ey peygamberler! Temiz ve helâl olan şeylerden yiyin ve salih amel işleyin.” Ayrıca: “Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin.” buyurmuştur. Sonra Resûlullah ﷺ, uzun bir yolculuk yapan, saçı başı dağınık ve toz içinde kalmış bir adamdan söz etti. Adam ellerini gökyüzüne kaldırarak “Ey Rabbim! Ey Rabbim!” diye dua ediyor. Fakat yediği haram, içtiği haram, giydiği haram ve haramla beslenmiş. Böyle birinin duası nasıl kabul edilsin?" (Sahihi Müsli 1015)Özet
Dua, çok özel bir ibadet ve nimettir.Duanın kabulü için dua öncesin, sırasında ve sonrasında yapabileceğimiz bazı uygulamalar mevcuttur.
Konuyu kısaca özetleyecek olursak:
Duaya Hazırlık:
- -Helal rızıklardan faydalanın ve haramlardan sakının.
- -Duadan önce hayır işleyin, insanlara yardım edin, infak edin.
- -Abdest alın ve namaz kılın.
- -Kıbleye yönelin ve ellerinizi açın.
Duanın Vakti:
- -Namazda ve secdede dua edebilirsiniz.
- -Gecenin son üçte birinde dua edebilirsiniz.
- -Cuma günü dua edebilirsiniz.
- -Ezan ile kamet arasında dua edebilirsiniz.
- -Yağmur yağarken dua edebilirsiniz.
- -Savaş esnasında dua edebilirsiniz.
- -Kadir Gecesi dua edebilirsiniz.
- -Oruçluyken dua edebilirsiniz.
- -Mazlum durumdayken dua edebilirsiniz.
- -Yolculuktayken dua edebilirsiniz.
- -Anne/Babaysanız evladınıza dua edebilirsiniz.
- -Başka bir Müslümana dua edebilirsiniz.
Duanın Sırası:
- -Önce ALLAH(c.c.)'ya hamd ve sena edin.
- -Sonra Hz. Muhammed(s.a.v.)'e salat getirin.
- -Ardından duanızı edin.
- -Duaya tevbe ve bağışlanma dileyerek başlayın.
- -Bundan sonra hidayet isteyin.
Dua Anında:
- -Sesinizi çok yükseltmeyin, kısık sesle dua edin.
- -ALLAH'ın güzel isimleri ile dua edin.
- -Peygamberlerin ve salihlerin duaları ile dua edin.
- -Duanızda kararlı ve istekli olun.
- -Hayırlısını isteyin.
- -Sadece dünyayı değil Ahireti de isteyin.
- -Büyük/küçük tüm ihtiyaçlarınızı arz edin.
- -Zoraki ve kafiyeli ifadelerden sakının.
- -Amin ile bitirin.
- -Duayı kendi dilinizde edebilirsiniz.
- -Uzun veya kısa dua edebilirsiniz.
Duadan Sonra:
- -Duanızda ısrarcı olun.
- -Sabırlı olun.
- -Rabbiniz hakkında hüsnü zan besleyin.
- -ALLAH'a tevekkül edin.
- -Acele etmeyin ve ümitsizliğe kapılmayın.
- -Gayret edin.
Duanın Kabulüne Engel Durumlar:
- -ALLAH'ın yasakladığı şeyleri istemeyin.
- -Akrabalık bağlarını koparmayı istemeyin.
- -Haram rızık tüketmeyin.
- -Duayı terk etmeyin.
- -Kabul olunduğundan şüphe etmeyin.
- -Sabredin.
Eğer isabet ettiysek bu ancak ALLAH'tandır. Eğer hata ettiysek bu da ancak bizdendir. İnşaALLAH faydalı olmuştur.
Hayırlara vesile olması dileğiyle. Hayır dualarınız bekliyoruz.
Selamun aleykum.
: Dua, Pray, Sahih, Authentic, Kur'an, Qur'an, Hadis, Hadith
2 .
